Sayfalar

maize game incelemesi




Evet mısır... Tıpkı adı gibi oyunumuz mısır dolu. Tek sözle mısır işte. Finish Line Games'in ilk oyun denemesi bizlere garip, ama gerçekten garip bir oyun sunuyor. Mısır sunuyor! Gördüğünüz üzere mısıra takmış durumdayım ve mısır takıntımdan kurtulabilirsem mısır dolu olan mısır temalı ve mısır adlı bu "değişik" oyuna bir şeyler yazmaya çalışaca­ğım. (Ehem, mısır!)
Mısırı bir kenara bırakacak (Bu defa ciddiyim.) olursak; Maize
ne iyi bir oyun ne de kötü bir oyun. Maize'i sadece biraz önce de kullandığım "değişik" kelimesiyle tanımlayabilirim. Beyaz bir ışık, duyduğumuz garip sesler ve en sonunda birisinin "wake up" demesiyle oyuna başlıyoruz. Karakte­rimiz kafasını kaldırır kaldırmaz mısır tarlasında olduğumuzu görüyor ve tam üç mısır koçanının koşar adam bizden uzaklaştığına tanıklık ediyoruz. Kontrolleri ele aldığımızda da kocaman bir mısır tarlasında olduğumuzu ve çevrede yaşayan en azından insan kimsenin olmadığını fark ediyoruz. biraz gezindikten sonra anlıyoruz ki bu mısır çiftli­ğinin altında bir laboratuar var ve iki bilim adamı. Amerikan hükümeti için "duygusal” mısır yaratmayı amaçlamış. Neticede duygusallar mı bilemem ama iki bilim adamının konuşabilen mısıriar yaratmış oldukları ortadadır. Karakterimiz ise kimdir belli değildir ve neler olmuş bitmiş araş­tırmak, biz kimiz sorusuna cevap aramak başlıca görevimizdir. Bir de yürüyen ve Rus aksanıyla konuşan mekanik ayıcık Vladdy var ki, o da ayrı bir mesele.
Maize'in değişik konsepti dışında ne yazık ki bizlere vadettiği bir şey yok. Yapım, birbirinden farkı olmayan keşif ve doğru nesneyi doğru yerde kullanma havuzundan taşan oyunlardan bir tanesi. Çiftlik ve laboratuar temalı bir mekan, yalnız bir karakter, etrafa serpiştirilmiş notlar ile sağlanmaya çalışılan arka plan hikayesi, bolca eşya ve kilitli kapılar. Bu konsept eminim size bir yerden tamdık gelmiştir. Maize işin biraz mizahi  gırgır yönüne ağırlık verdiği için birkaç ekstradan puanı kapmış durumda. Müzik kullanımı ve diyaloglar ile seslendirmeleri de fena olmayınca, en azından bir incelenmeyi hak ediyor, isterseniz modası asla geçmeyecek olan "WASD" kombinasyonu ile, isterseniz de gamepad ile oynanabilen Maize grafiksel olarak kahverengi tonlamalara hakim. Daha oyuna başlar başlamaz tepenizde yükselen mısır tarlası ve kahverengi - yeşil - sarı renkler ise ortama hoş bir kava atıyor. Öyle ki müziklerle birleşince sanki seksenlerdeymişsiniz gibi bir hisse kapı­lıyorsunuz. Bazı anlarda ise (Genellikle yeni bir ortama girerken.) kaplamalann geç yüklendiği gözümden kaçmadı.
Oyundaki bulmacalar doğru eşyayı doğru yerde kullanmak üzerine kurulu ki mantıklı olmamakla beraber genellikle de absürtler. Yani bir evin elektriğini getirmek için tırnak makası gereki­yorsa mantık konusundaki beklentilerinizi de bir kenara bırakmanızda fayda var diye düşünüyo­rum. Maize'in en güçlü yönü ise şüphesiz espri anlayışı. Mısır koçanlarının diyaloglan, dans partileri, oyunun ilk başında ”Q tuşuna basma" "Q tuşuna basmana gerek yok" “Ne kadar basarsan bas Q tuşu bir işine yaramayacak" gibi doğrudan şahsınıza yapılan göndermeler tebes­süm ettiriyor. Gelgelelim Maize'in bir yürüme simülatörü oluşu, arka plan hikayesini anlayaca­ğım diye etrafa milyonlarca not bırakılmış olması, bulmacaların bir müddet sonra basit oldukları için ilgi çekmemeye başlaması da oyunun diğer gerçekleri.
Maize komik bir oyun. Küçük sürprizlerle dolu sonuyla da bir şansı hak ediyor. Öte yan­dan ise Maize sıradan bir yürüme... Pardon, macera oyunu. Farklılık, espritüel bir anlatım ve değişkenlik istiyorsanız, Maize favori oyunlannız arasına bile girebilir. Yahut "ben bununla neden zamanımı harcadım?" da diyebilirsiniz. Neyse, ben bir mısır patlatayım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder